AfyonEs Haber

AfyonEs Haber
GÜZBEY LE [7 ] T

GÜZBEY LE [7 ] T

Hayatta başarılı olmak istiyorsak önce tahayyül etmeli ve hedef belirlemeliyiz. Ancak hedefi olanlar muvaffak olurlar. Ulaşmak istediğiniz hedef, sizin kapasitenizdir. Muvaffakiyetin sırrı 7 T prensibi; 1- Tahayyül 2- Tetkik 3- Tahkik 4- Takvim 5- Tatbik 6- Takip 7- Tekemmül Cömertlik… Hz. Ali Efendimizin yeğeni, Cafer b. Ebu Talib’in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir hurma […]

Hayatta başarılı olmak istiyorsak önce tahayyül etmeli ve hedef belirlemeliyiz.

Ancak hedefi olanlar muvaffak olurlar.

Ulaşmak istediğiniz hedef, sizin kapasitenizdir.

Muvaffakiyetin sırrı 7 T prensibi;

1- Tahayyül

2- Tetkik

3- Tahkik

4- Takvim

5- Tatbik

6- Takip

7- Tekemmül

Cömertlik…

Hz. Ali Efendimizin yeğeni, Cafer b. Ebu Talib’in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir hurma bahçesine inmişti.

Abdullah burada dinlenirken, hurma bahçesinde çalışan köleye, yemek vakti üç parça ekmek geldiğini gördü.

Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki, birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi.

Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı. Köpek ekmeği derhal yedi.

Köle ekmeğin ikinci parçasını da attı.

Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü.

Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi.

Kalkıp, yeniden işine dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklaşıp sordu:

‘Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?’

Köle sıkılarak cevap verdi:

‘İşte bu üç parça ekmek.’

‘O halde neden kendine hiç ayırmadın?’

‘Baktım ki, hayvan çok aç. Hayvanı o halde bırakmak istemedim.’

‘Peki, sen ne yiyeceksin şimdi?’ deyince, köle;

‘Oruç tutacağım’ dedi.

Bunun üzerine, Abdullah b. Cafer, köleden hurma bahçesinin sahibinin evinin nerede olduğunu sordu.

Köle kendisine sahibinin evini tarif etti.

Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle birlikte satın aldı ve döndü.

Köleye, bu tarlayı ve kendisini, sahibinden satın aldığını söyledi ve ekledi;

‘Seni azad ediyorum. Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum’ dedi.

Cömertliğiyle meşhur Abdullah b. Cafer, kendisinden daha cömert birini tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, bu olayı anlatır ve;

‘Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek vermiş; sen ise ona koskoca bir hurmalığı ve hürriyetini vermişsin’ dediklerinde, şu karşılığı verdi;

‘Ama o elindeki herşeyi verdi. Ben ise elimdekinin bir kısmını…’

Ne müthiş bir söz. Allah bizlere de cömertlikkapısını açsın.

Her biri bir yıldız hükmünde olan o altın neslin yolundan bizleri ayırmasın…

Günün sözü

Rasülullah(S.A.V.) buyurdular:

‘Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.’

Suriyeli bir Hanımefendi anlatıyor…

Halep de 3 katlı bir evimiz vardı.

Halep çarşısında iki tane dükkanımız vardı.

Ben ise hemşireydim.

Dört çocuğumuz ile hali vakti yerinde denilen sayılı kişilerdendik.

Irak’ta savaş başladı.

Televizyondan seyrediyorduk herşeyi.

Gazetelerde gördüğümüz resimlere bakıp bakıp üzülüyorduk.

Elimizden birşey gelmez deyip dua ediyorduk.

Ama hiç bir zaman Irak’ta yaşananların bizimde başımıza geleceğini düşünmedik.

Önce hiç tanımadığımız yabancı insanlar geldi.

Ne istiyorlardı ben bilmiyorum ama mahallenin sözü en çok geçenleriyle görüşüyorlardı sürekli.

Ben Şam’a gittiğim birgün o bizim mahalleye gelen yabancı adamları Şam’da Esad yanlılarıyla yemek yerken de gördüğümde onların her iki tarafı kışkırtmak için gelen ajanlar olduğunu anlamıştım.

Ama artık iş işten geçmişti.

Çünkü insanlar çoktan sokakları doldurmuştu.

Sonrası nasıl da hızlı gelişti anlayamadık.

Şehirler, Köyler bombalanıyor ve binlerce insan ölüyordu.

Artık ne Esad laf dinliyordu ne de halk.

Sonra yabancı ülkeler bu işe dur demek için Suriye’ye geliyor denildi.

Önce sevindik. Esad’ı tek onlar durdurur dedik.

Yanıldığımızı anladığımızda ne şehirlerimiz kalmıştı, ne de sığınacak bir ülkemiz.

Batı tıpkı Irak’ta yaptığı gibi bizim ülkemizi de karıştırmıştı.

Sonra da en eski silahlarını bizi öldürmesi için Esad’a satmıştı.

Oradan kazandığı paralar ile daha da gelişmiş silahlar yapmış ve onlarında işlevselliğini yine bizim üzerimizde denemişti.

Adı savaştı nasıl olsa, kimse birşeyin hesabını soramıyordu.

Halep bombalanırken köyümüze gidelim dedik.

Ama Halep yakınlarında arabalarımız tarandı.

Annemi, babamı, iki kardeşimi, eşimi ve iki oğlumu bu saldırıda kaybettim. Oracıkta hiç bilmediğim bir köye gömdüler onları.

Sonra ben kalan iki çocuğumla köydeki amcamın yanına sığındım.

Bir uçak sesi duyduğumuzda kalbimiz yerinden çıkacak gibi oluyordu artık. Birgün o uçaklardan birinden yine bir bomba atıldı ve işte o andan sonra iki çocuğum ve köyün çocukları, kadınları, adamları gözlerimin önünde başı koparılmış tavuk gibi çırpınmaya başladılar.

Köyümüze attıkları kimyasal silah ile yandı bedenler, yok oldu.

Kendime geldiğimde hastanedeydim.

Tüm derilerim naylon ile kaplanmış gibiydi.

Çocuklarım öldü, 180 kişilik köyden sadece 12 kişi kurtulduk.

Savaşın üçüncü yılından itibaren ölenlerin kaydı tutulmaz oldu Suriye’de.

Şimdi Tv’ler Suriye’de 1 milyon insan öldü diyorlar.

Yalan vallahi yalan.

En az 4 milyon insan katledildi Suriye’de.

Size diyeceğim odur ki;

Batı Müslümanları yok etmeyi kafaya koymuş.

Kendileri birlik olmuşlar ve hep beraber Müslüman ülkelere saldırıyorlar.

Önce veriyorlar coşkuyu, insanları sokaklara döküyorlar.

Sonrada biz iyi müdahale ederiz.

Biz bu işi biliriz diyerek gelip ülkeleri işgal ediyorlar.

Ama bu arada olan o ülkenin insanlarına oluyor.

Dindarı, artisti, alimi, zalimi, çocuğu, kadını, adamı herkes ölüyor.

Çünkü bombalar insan, yaş veya meslek, inanç ayırt etmiyor.

Ülkenize sahip çıkın.

Mazlumların umudu olan bir ülkeniz var ve batı size de başladı, el birlik olup buna fırsat vermeyin.

İş işten geçtikten sonra akıllanmak bir işe yaramıyor.

El birlik olun ve batıya yem etmeyin ülkenizi.

Bakın ben bütün sülalemi ve altı kişilik ailemin hepsini kaybettim!

Bakkallarımıza hayırlı olsun…

Geçtiğimiz hafta Perşembe akşamı KANAL 3’te Mega Siyaset Programımızda Ertuğrul Sevim ve İsmail Akar ile canlı yayında idik.

Bakkallar Odası Başkanımız Cengiz Üstün’den bir mesaj geldi.

Coronavirüs nedeniyle halkımızın sosyal mesafeye dikkat ederek alışverişlerini yapmasının istendiğini, idarecilerimizin bu konuda haklı olduğunu, vatandaşlarımızın da daha rahat alışveriş edebilmeleri için mahalle bakkallarının saat 24.00’e kadar açık olmasının gerekliliğine değiniyor ve bu konuda destek istiyordu.

Program arasında Valimiz Mustafa Tutulmaz’a aktardım.

‘Pandemi Kurulunda bu konuyu görüşelim’ dedi.

Kurul toplantısı yapıldı.

Orada sağolsun Valimiz, Belediye Başkanımız, ATSO Başkanımız ve diğer ilgililer de ‘olumlu’ görüş beyan ettiler.

Pazartesi günü Valimiz Mustafa Tutulmaz, İçişleri Genelgelerine aykırı bir durum olmaması için son bir değerlendirme yaptı ve akşam saatlerinde Sandıklı’da canlı yayın için bulunduğumuz sırada Bakkallarımıza ve halkımıza bu haberi verebileceğimi söyledi.

Canlı yayında aktardım.

Tanıdığımız, tanımadığımız pek çok kişiden teşekkür aldık.

Öncelikle bu teşekkürü hak edenler Valimiz Mustafa Tutulmaz, Belediye Başkanımız Mehmet Zeybek, ATSO Başkanımız Hüsnü Serteser, Bakkallar Odası Başkanımız Cengiz Üstün’dür.

Biz Bakkallarımıza destek olduk.

Her zaman söylediğimiz gibi…

Garip gureba’nın halinden en iyi anlayanlar mahalle esnafımızdır.

Mahalle esnafımız da her zaman desteklenmelidir.

AK Parti’lilere tebrik…

AK Parti Afyon İl Teşkilatı mükemmel bir çalışma içerisinde.

Hem Corona salgını, hem de mübarek Ramazan Ayı nedeniyle hummalı bir çalışma içerisindeler.

İl Başkanı Hüseyin Sezen ve Yönetim Kurulu Üyeleri sorumlu oldukları İlçe ve beldelerdeki ihtiyaç sahiplerini belirliyorlar ve bilgi havuzuna bu bilgileri aktarıp, ihtiyaçların giderilmesine ellerinden geldiğince yardımcı oluyorlar.

Dertlilerin dertleriyle dertlenmek…

İşte Afyon Teşkilatı en tepesindeki isimden, üyesine kadar hepsi Vatandaşlarımızın bu zor günleri rahat bir şekilde geçirilebilmesi için gerekeni yapmaktalar.

Ve bu yaptıkları hizmetin şovunu da yapmıyorlar.

‘Halik bilsin, yeterli’ demeleri ayrı bir takdir vesilesi.

Hepsini tebrik ediyoruz.

Zeybek Başkanla ‘icraatın içinden’…

Önceki gün Mehmet Zeybek Başkanımızla birlikteydik.

Laf lafı açtı, konu konuyu getirdi sohbetimiz de epey uzadı.

O sırada Valimizin Başkanlığında yapılacak olan Sevgi Yılı değerlendirme toplantısının saati gelmişti.

Ben müsaade isteyip kalkarken, ‘dur gitme’ dedi Başkanımız.

Şehrül Emin, ‘Gitme’ deyince, elbette gidilmez.

Video konferans öncesi, sonrası hem bir yılı değerlendirdik, hem gündemdeki diğer konuları, hem de bugün gerçekleşecek olan ‘Başkanlarla Ramazan’ programını konuştuk.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM