Nilgün Seçen


DİKKAT DİKKAT DİKKAT

Unutulmaması gereken en önemli günü unutmayalım…


Toplumun gözü kulağı olan, bizleri olan bitenden haberdar eden, toplumu aydınlatan, ışıtan, gece demeden gündüz demeden fedakârca çalışıp, herkes dinlenirken koşturan, topluma hizmet eden, bir ülkenin gelişmesine, kalkınmasına büyük katkı sunan, halkın avukatlığını üstlenip hayata güzellik katan kıymetli gazetecilerimizin gününü unutmayıp, onların kıymetini bilmek ve değer vermek gerekmektedir.

Yazılı, görsel, işitsel basının gazeteler, dergiler, televizyon, radyo, internet aracılığı ile bizlere ulaşan, sesimiz, kulağımız olan değerli basın mensupları, hakkınız kolay kolay ödenmez. Sorunlarınızın bir an önce çözüme kavuşup hakkettiğiniz değeri bulmanız temennimdir. Her biriniz adeta evlerimize, iş yerlerimize konuk olup hayatımıza dokunuyor, bizlere destek oluyorsunuz. Gazeteciler olmasa her şeyden habersiz adeta ot gibi hayat süreriz.   Kıymetinizi anlatmaya kelimeler yetmez. Sadece 10 ocakta değil, her daim unutulmamanızı dilerim.

Johann Carolus, 1605 yılında, Strasburg Belediye Meclisi’nden kendisine “Tarihin nezih ve ilginç izafiyeti” adlı yazısını resmi olarak basabilmesi için izin vermesini istediğinde, gazetecilik tarihinin babası olacağını bilmiyordu.

O zamanlar sıkça yolculuk eden tüccarlar, duydukları ve gördükleri haberleri not alıp toparlıyor, çoğaltıp dağıtıyordu. Daha sonra kitap basımının bulunması, ardından matbaanın geliştirilmesi gazetelerin basılmasını mümkün kıldı. Böylece 1605’e gelindiğinde ilk gazetenin basımı gerçekleşmiş oldu

Yapılan araştırmalar, dünya çapında ilk gazetenin bundan 400 önce Strasburg’da çıkarıldığını söylüyor. Ancak tam olarak hangi gün yayımlandığı bilinmiyor. Çoğu araştırmacıya göre dünyanın ilk gazetesi 1609’da Bremen yakınlarında yayımlanan Avis Relation Oder Zeitung’dur. Aynı yıl Strasbourg’da Relation adlı başka bir gazetenin yayımlanmaya başladığı da bilinmektedir

İlk gazetelerdeki haberler, dönemin yurtdışı olaylarını yansıtıyordu. Akdeniz sularında yaşanan korsan saldırılarından, Papa ve Vatikan hakkındaki son gelişmelere, hatta ve hatta dürbünün icadına kadar birçok haber, bu gazeteler sayesinde yayıldı. Öte yandan, iç politikaya ya da toplumsal olaylara ilişkin yazılar, eleştirel olabilecekleri şüphesiyle sansürleniyordu.

Sansür çabaları, 19. yüzyılda matbaacılık alanındaki ilerlemeler sayesinde delinebildi. O zamana kadar, el yapımı olan gazeteler makineleşti. Yeni teknik sayesinde rulo halindeki kağıtlar, çok sayıda baskının birden yapılmasını mümkün kıldı.

Bir devrim olarak kabul edilen bu ilerleme sayesinde birçok vatandaş gazete alma ve okuma imkanına kavuştu.

Türk gazeteciliğinin gelişmesi, Tercüman-ı Ahvalin (1860) yayınlanmasıyla başlar. Avrupa’da da 18’inci yüzyılın başlarında doğan gazetecilik halkın nabzını yansıtan araçlar olarak, düzenli bir biçimde haber alma, siyasal ve toplumsal düşüncelerin etkili olmasını sağlamıştır.

Gazetecilik, dünya bakış açısını etkileyerek köklü değişikliklerin sonucu olarak, özellikle gelişmiş ülkelerde büyük bir sanayi haline gelmiştir. Gazetenin bir sanayi haline gelmesi, teknoloji ile yakından ilgilenmesi, dolayısıyla bir yatırım sektörüne dönüşmesi, haber yoluyla elde edilen kar-emek piyasa koşullarında rekabet oluşturmuştur. Gazetenin, gazeteciliğin doğuşunda kuşkusuz insanoğlunun haber alma isteğinin gereksinimi, rolü ve önemi büyüktür. Haber alma insanoğlunun en eski çağlardan beri ihtiyacı olmuştur.

Çalışan gazeteciler günü, gazetecilik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için 1961’den beri 10 Ocak günü düzenlenen Türkiye’ye özgü bir kutlama günüdür.

1961-1971 arasında "Çalışan gazeteciler bayramı" adıyla kutlanmış; 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı, "10 Ocak Çalışan gazeteciler günü" olarak değiştirilmiştir.

4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın çalışanlarının bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 sayılı kanun” adlı düzenlemenin Resmî gazetede yayımlanışı nedeniyle 10 Ocak günü kutlama günü olmuştur.

“Dokuz patron olayı” olarak basın tarihine geçen gelişme üzerine gazeteciler, boykot boyunca “Basın” adlı bir gazete yayımlamaya karar verdiler. Basın gazetesi 11 Ocak günü yayına başladı ve üç günlük boykot sırasında düzenli olarak yayınını sürdürdü. Çalışan Gazeteciler Günü, bu olayın bir sonucu olarak ortaya çıktı. 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başladı ve 1971’de “Çalışan Gazeteciler Günü” halini aldı.

Kamuoyunun aydınlatılması ve bilgilendirilmesi doğrultusunda, her şartta görevleri peşinde koşan, gazetecilik mesleğinin zor şartlarına rağmen mesai kavramı gözetmeksizin hizmet eden, Bir fotoğraf karesi için saatlerce en doğru anı bekleyen; bir satır haberle birçok hayata umut olabileceği gerçeğini unutmadan çalışan değerli basın mensupları ve basın gönüllülerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü en içten dileklerimle kutlarım.